Halkla İlişkiler ve Kurumsal Sosyal Sorumluluk
Toplumların ve bireylerin değişen sosyo-ekonomik yapısı, dijital alandaki yenilikler ve küresel çaptaki hızlı hareketlilik kurumların ,markaların her geçen gün daha fazla hedef kitlelerin yararına yönelik sorumluluk taşımaya, buna göre hareket edecek fonksiyonları aktif etmelerini zorunlu kılmaktadır. Çünkü kuruluşlar için günümüzün iş ve iletişim ortamında sosyal sorumluluk çalışmalarına önem vermek dikkat çekmelerine artı değer sağlamaktadır. Bu amaçla kurumlar gelir amacı gütmeden hatta kendi bütçelerinden de önemli paylar ayırarak toplum yararına çalışmalar yürütmeli ve öncülük etmelidir. Çünkü bu yolla kendileriyle ilgili artı bir imaj oluşturma amacını sağlamanın yolunu oluşturabileceklerdir. Bunu yapmak adına bir işletmenin kurumsal sosyal sorumluluklarında; Şirketin gelirlerinin bir kısmının hayır kurumlarına bağışlanmasından, Çeşitli Sivil Toplum Kuruluşlarıyla olan iş birlikteliklerine, toplumun yararına olabilecek, örneğin okul veya hastane yaptırma, muhtaç öğrencilere burs verme gibi hayırseverlik çalışmalarından, “Daha yaşanabilir bir çevre oluşturma gibi ” işletme uygulamalarının gerçekleştirilmesine kadar oldukça geniş bir takım stratejik adımları görebiliriz. Aynı zamanda Kurumsal Sosyal Sorumluluk konusunu ciddiye alan kurumlar birçok önemli kazanımlar elde etmektedir. Örneğin marka değerlerinin ve dolayısıyla piyasa değerlerinin artması, daha nitelikli personelleri cezbederek motive etme ve tutma imkanı doğması, yeni pazarlara girmenin yolunun açılmasıyla müşteri sadakati sağlamada önemli avantajlar elde edilebilmesi gibi sonuçlar örnek verilebilir.