Medyanın İdeolojik işlevleri
“Modern toplumlarda ekonomik alandan toplumsal ve kültürel alana kadar toplumsal yaşamda önemli meselelere doğrudan bir aktör olarak katılan önemli bir güç aracıdır“
Dolayısıyla medyanın ulaştığı niceliksel artışın yanı sıra niteliksel olarak da toplumsal yaşama ilişkin kararları etkileyen ideoloji üreten önemli bir kuruma dönüşmüş durumdadır.
Medya ideolojik bir araç olarak toplumsal bütünlük etrafındaki imajları temsilleri ve düşünceleri üretir.Bölünmüş ve parçalanmış halde bulunan tüm bu temsiller bir bütün olarak algılanabilir.Bu durum medyanın büyük kültürel işlevi olarak tanımlanır.İkinci işlev daha karmaşık bir boyuttadır.Yaşam tarzları deneyimler ve kimlikler kapitalist sistem içerisinde edinilir.
Medyada tüm bu kimlikleri onların ardındaki kültürel değerleri gözlemler ve yeniden halka yansıtır.Bazı durumlarda nesnel bir şekilde yansıtıldığı düşünülen anlamlar gerçekte bir yaşam tarzı ve ideolojilerden beslenmektedir.
Modern yaşamın karmaşıklığını anlaşılır ve sınıflandırır hale getirmek için medya sosyal gerçekliğin yadsınamaz yörüngesini çizer.
Dışsal dünyada olan ve bitene ilişkin durum tanımları ve anlam kategorileri üretir.
Böylelikle modern yaşamın karmaşası insanlar için medya aracılığıyla kolaylıkla anlaşılır hale gelir.Modern çağlarda sözlü kültürün masallar mitoloji destanlar aracılığıyla toplumsal yaşamı anlamlı kıldığı sözlü ama bir o kadar da ideoloik anlatılar artık medya tarafından anlatılmaktadır.
Medya toplumdaki değerler ve siyasal görüşler doğrultusunda tercih edilen onaylanan veya dışlanan sapkın olarak nitelenen davranışın anlamı ya da anlamsızlığı arasındaki gerçek bir mücadele alanıdır.
Üçüncü ideolojik işlev ise şunu kapsamaktadır;Medya uyumlu bir dünya yaratmak için tüm bu parçaların temsilleri yeniden organize etme ve onları harmanlama görevini üstlenir.Burada medya zorlu temsil alanını tartışmaya başlar .Dolayısıyla toplumun askeri ekonomik ve politik güçlüleri medyaya girmede sorunları ya da taleplerini anlatmada bir ayrıcalığa sahiptirler.
Toplumun uzlaşı alanını tehdit eden (feminist ve eşçinseller)kişi ve grupları medyaya sorunlu kişiler ya da gruplar olarak tanıtılacak ve yansıtılacaktır.Sapkın ve şiddet üreten ve savunan kişileri saldırgan kişiler olarak temsil edip onları daha da marjinal kılmaktadır.
Burada üretilen hegemonya kapitalist sistemle uyumlu bireyler ataerkil sistemin kapsamlı olarak tartışmaya açılamaması ,tüketim kültürünün içselleştirilmesi ve tüketen bireyle olma azınlıklar veya göçmen topluluklarının hak takibi değil geniş toplulukların hak ve taleplerinin savunulması yönünde onay mekanizmasına dönüşür.
İletişim araştırmaları geleneği içerisinde medyanın gücü ve ideolojik işlevlerinden kuşku duyulmamasına ilişkin pek çok farklı kitle iletişim aracı ve bu araçların ürettiği haberler diziler reklamlar tartışma programları gibi hayli farklı programlar silsilesi içerisinde nasıl olupta medyanın yekpare ve homojen bir şekilde aynı tarz düşünce sistemine göre ideoloji üretebildiği önemli ve tartışmalı bir boyut olarak karşımıza çıkmaktadır.