Fark Etmediğimiz Mesajlar
Hepimiz hayatın koşuşturması içerisindeyiz. Her gün çalışıyoruz daha iyi bir hayat için ya da hayata tutunmak için demek daha mı mantıklı olur bilemedim. Sabah işe veya okula gitmek için kalkıyoruz. Evden çıktığımız andan itibaren gün boyu ne kadar çok mesaja maruz kalıyormuşuz haberimiz yok. En çok da fark etmediğimiz mesajlar yığınlarına sebep olanda günümüzde gelişmiş olan ve hala gelişmeye devam eden teknolojilerin büyük etkisi vardır. Buna en büyük kanıtta hepimizin elinde olan küçük dünyalarımız şeklinde adlandırdığımız telefonlarımızdır. Mesela sosyal medyalara azda olsa ayırdığımız süreler bile çok fazla mesajlara maruz kalmamıza sebep oluyor. Bunlar ister reklamların bizlere verdiği mesajlar olsun, ister insanların yorumları olsun… Bu arada mesajlara maruz kalma konusunu elimizdeki teknolojilerle sadece sınırlı tutmak doğru olmaz. İçinde bulunduğumuz çevreden de, gelenek, görenek ve kültürlerimizden de gelen birçok mesaja maruz kalmaktayız. Bir çoğumuzun hayatı da bu mesajlara göre şekilleniyor. Ama bizler bunu farkında değiliz. Tıpkı günlük rutinlerimiz gibi, her gün aynı şeyi yapıyoruz, o kadar alışmış duruma geliyoruz ki hayatın geri kalanındaki güzellikleri fark etmiyoruz. En önemlisi kendimizi unutuyoruz.
Hayatta alıştığımız şeyler bize daha kolay geliyor. Çünkü bir alışmışlık ve alışmışlıkla gelen bir düzen var ve kurduğumuz o düzene ufak bir farklılık gelmesini tercih etmiyoruz. Bu durumla beraber maalesef yeniliklere fark etmeden kendimizi kapatıyoruz. Bu yüzden birçok şeyi umursamıyoruz ve hep kolay diye adlandırabileceğimiz dışarıdan aldığımız hazır mesajları tercih ediyoruz. Çünkü farklılık demek daha fazla düşünmek demek daha fazla düşünmek demek daha fazla yorulmak demek. Zor olan tercih edilmiyor. Olmayandan ziyade olanı tercih etmek daha kolay geliyor. Oysa ki farklılaşmaya çalışsak belki de kendimizi bulacağız, benliğimizi yakalayacağız, özgünlüğümüzü göreceğiz en önemlisi de aklımızın sahibi kendimiz olacağız kim bilir… Ama işte dediğim gibi var olan en çok tercih edilen bir cevap haline gelmiş durumda. Emre Ş. Aslan hocamın bana birçok bilgi kazandıran mesajın inşası kiralık akıl adında yazmış olduğu kitabında da belirttiği gibi; “düşünme zahmetine ve düşünmenin vermiş olduğu ızdıraplara katlanmak yerine başkaları tarafından etraflıca düşünülmüş olanı tercih etmek büyük bir konfordur. Böylece akıllar, sahiplerinin farkına varamayacağı bir şekilde bir ömür boyu kiralanmış olur.” Peki mesajın inşası kiralık akıl kitabında da cevabını bulabileceğiniz ve bir çoğumuzun bazı şeyleri fark etmediğinden dolayı düşünmediği o soruya gelelim akıllarımızın sahibi kim?