Jürgen Habermans ve Kamusal Alan Kavramı

04.05.2023
Okuma Süresi: 4 dakika
A+
A-
Merhaba, ben Damla Bilgin. 24 yaşındayım. Yeditepe Üniversitesi Reklam Tasarımı ve İletişimi lisans mezunuyum. Zorunlu stajımı Tatil Sepeti Pazarlama Departmanında tamamladım. Şu an da Doğuş Üniversitesi’nde Halkla İlişkiler ve Tanıtım bölümünde Ön Lisans öğrencisiyim. Aynı zamanda Doğuş Üniversitesi’nde İletişim Bilimleri alanında tezli yüksek lisans yapıyorum. Okul hayatım boyunca yaptığım bir sürü proje var. Çalışmalarım genellikle 360 derece reklam ve halkla ilişkiler kampanyaları alanındadır.  Eğitimimin yanı sıra yazarlıkla ilgileniyorum. Bitirdiğim bir gençlik romanım var. Inkweel adlı sitede gönüllü yazarlık yapıyorum. Kariyer odaklı baktığımızda altı ay boyunca freelance sosyal medya yöneticiliği yaptım. Bundan sonraki süreçte reklam, halkla ilişkiler veya medya ajanslarında çalışıp deneyim kazanmayı hedefliyorum. Özellikle reklam metin yazarlığı alanını tecrübe etmek isterim.

Jürgen Habermas, eleştirel kuram ve Amerikan pragmatizmi geleneğine sahip Alman bir filozoftur. Filozof kimliğinin yanı sıra sosyolog ve siyaset bilimcidir. Frankfurt okulunun son temsilcilerinden olan Habermas, kamusal alan ve iletişimsel eylem kuramı hakkında yaptığı çalışmalarla tanınmaktadır. 1961 yılında ‘Kamusal Alanın Yapısal Dönüşümü’ başlığı altında doçentlik tezi olarak sunduğu bir çalışması vardır. Bu çalışmasında Avrupa’da ortaya çıkan kamusal alan kavramının günümüze kadar geçirdiği değişimden bahsetmektedir. Kamusal Alan, modern toplumlarda toplumun ortak yararını belirleme amacıyla farklı düşünce ve söylemlerin geliştirildiği alanlar için kullanır. Habermas’a göre kamusal alan kamuoyunun oluşturulabildiği yerleri ifade eder. Bireylerin özel alanlarından çıkarak eşit yurttaşlar halinde  tartışmaya katılabildikleri, toplumsal, kültürel ve politik meseleler üzerine söz söyleyebildikleri, özgür tartışma alanı olarak bilinmektedir. Habermas, Kamusal alan olarak meydanları, parkları, sokakları, kafeleri, salonları ve kahvehaneleri ele almaktadır. Bu alanların ortak özelliklerinden bazıları; katılımın herkese açık olması ve herkesin özgür olmasıdır. Temel ilkelerden biri de herkesin bu alanlara erişebilir olmasıdır.

Geçmişten günümüze dijitalleşmenin artmasıyla kamusal alan kavramı da değişime uğramıştır. Eskiden yazarlar ve düşünürler kahvehanelerde toplanıp fikir alışverişinde bulunurlarken günümüzde kahvehanelerin yerini daha soyut bir kavram almıştır. İletişim teknolojilerinin yaygınlaşması ve gelişmesiyle insanlar yüz yüze değil de sanal bir ortamda bir araya gelmeye başlamışlardır. McLuhan’ın da dediği gibi mesafelerin ortadan kalkmasıyla insanlar birbirleriyle daha kolay iletişim kurabilir hale gelmişlerdir. Dünyanın neresinde olursa olsun isteyenin internet üzerinden oluşan yeni topluluklara katılabildiği ve bilgiye hızlıca erişebildiği yeni bir sistem oluşmuştur. Kısacası; 21.yy’da kamusal alan kavramı internete taşınmıştır. İnsanların saatlerce oturup sohbet ettiği kahvehanelerin yerini günümüzde sanal chat odaları almıştır.

Günümüzde kullandığımız sosyal ağlara bakacak olursak; Twitter’ın Habermas’ın Kamusal Alan kavramıyla özdeşleştiğini görebiliriz. Yeni medyayı geleneksel medyadan ayıran en önemli özelliklerden biri kullanıcıların artık içerik üreticisi olmasıdır. Dolayısıyla artık insanlar sadece bir şeyleri okuyarak değil, kendi içeriklerini paylaşıp fikirlerini başkalarına duyurarak kendi gibi düşünen insanlara ulaşabilmektedirler. Ortak fikirlere sahip insanlar arasında oluşan etkileşim de kamuoyu oluşmasını hızlandırmaktadır. Yapılan hashtag paylaşımlarının saniyeler içinde büyük kitlelere ulaşması da bu süreci desteklemektedir.

Yazarın Son Yazıları
Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.