Marka’nın Önemi
Markanın ilk örnekleri Antik Mısır’a dayanıyor. Mısır’daki ustalar, kendi yaptıkları ürünlere kendilerine ait çizimler, isimler veya işaretler koyarak belli ediyorlar. Tüketici, üreten kişiyi ayırt edebilsin diye kullanılan bir simge bütünü. Zamanla bunun dışına çıkılarak bir kalite belirtmeye evrildi.
Marka dediğimiz kavram, markanın adını duyunca tüketicinin aklına gelen iyi veya kötü izlenimlerdir. Eski dönemlerde rekabet az olduğu için tek tip ürünler yapılır ve satışa sunulurdu. 80’lerden sonra müşteri tercihlerinin öneminin artması sonucu markalar öne çıkmış ve tüketicide bir izlenim yaratılmak istenmiştir. Tüketici gözünde güvenilir markalar tercih edilirken artık içeriğine bile bakma ihtiyacı duymuyoruz. Bu minvalde en iyi örnek Iphone olabilir. Her yeni seri çıktığında insanlar ihtiyacı olduğu gibi satın alma eğilimine giriyorlar. Herhangi bir sakıncaları olmuyor çünkü Apple markasının kötü ve kalitesiz bir ürün üretmeyeceğini biliyorlar. Markalaşabilmenin en büyük kazanımı bana kalırsa budur.
İyi bir markaya sahip olmak, şirkete hata yapma lüksü bile verebiliyor. Marka olarak kendini kanıtlamış ve belli bir kaliteye sahip iseniz tüketici sizi affedebilir. Herhangi bir ihtiyaç ortaya çıktığında ilk akla gelen tüketicinin en sevdiği ve güvendiği marka oluyor. Artık ürün sayısı gerçekten çok bu yüzden alacağımız ürünü filtrelerken kaliteli, güvenilir markaları seçiyoruz ve ürünümüzü öyle tercih ediyoruz.
Kendini kanıtlamış kalitede bir marka diğer rakiplerine göre daha yüksek bir fiyatlandırma yapabilir. Tüketiciler markaya bağlılığından ve güvenlerinden dolayı daha fazla ödeme yapmaya hazırlardır. Marka, yaptığı ürünler, verdiği reklamlarla pazara da yön verir niteliktedir. Güçlü bir marka başka markalarla iş birliği yapma olasılığını arttırır bu sayede pazarda iyi bir koz elde eder. Markalaşma, bir işletmenin büyümesi, müşteri sadakati elde etmesi, rekabet üstünlüğü sağlaması ve pazar payını büyütmesi için büyük öneme sahiptir.