Popüler Kültür ve Medyada Şiddetin Temsili
Kültür toplumun en temel taşıdır. Topluma şeklini veren örf, adet, inanç ve ahlak
kurallarını kültür oluşturur. İnsan topluluklarının da inanç ve değer kuralları vardır. Yani her
toplumun kendine özgü kültürleri vardır. Popüler kültür ise kültürel ürünlerinin bir parçasıdır.
Popüler kültür emeğin yeniden üretilmesinin bir girdisi olarak eğlenceyi içerdiğinden
bahsedebiliriz. Ama en genel anlamıyla belirli bir yaşam tarzının ideolojik olarak yeniden
üretilmesi olarak da tanımlayabiliriz. Endüstriyel gelişmelere paralel olarak, kapitalizmde
ciddi bir ivme kazanmış ve yavaş yavaş görünür hale gelmeye başlamıştır. Popüler kültür
insanlara daima geçici mutluluk sunmuştur. Ayrıca popüler kültürle beraber hemen hemen her
alanda tek tipleşme yaşanmaya başlandığının da altını çizebiliriz.
Bugün nereye bakarsak bakalım insanlarda bir tüketim arzusu ve isteği görmekteyiz.
Bu istek ve arzu şimdilerde tüm ülkeleri kuşatmıştır. Geçmiş dönemlere baktığımızda
buradaki tüketim olgusunun sanayi devrimiyle beraber geldiğini Freud ve yeğeni Bernays’ın
kitleleri ihtiyaç kültüründen arzu kültürüne dönüştürmesinden de geçiyor diyebiliriz. İnsanlar
ihtiyaçları olmadığı hâlde ürünlerle sadece duygusal bir bağ kurarak satın almaya
başlamışlardır. Yani tüketim artık bir amaç haline gelerek tüketimin bir nesnesi olma
doğrultusunda araçlaştırmış. Kapitalist zihniyetlerin ve güçlerin çıkarları doğrultusunda bir
tüketim ağı içerisine sürüklenmiş ve tüketimle birlikte tükenmeye doğru giden bir insan
profili görmekteyiz. Popüler kültür bu bağlamda insanları tüketmeye teşvik eder. Tüketim
meydana gelmeyince de haliyle özentilik meydana gelir. Bu yönüyle endüstriyel piyasanın bir
aracı haline gelerek kültür endüstrisini oluşturur. Frankfurt okulunun kültür endüstrisi
kavramı, kapitalist toplumlarda kültür ve sanatın kitlesel üretimi ve tüketimiyle birlikte
metalaşması, tekdüzeleşmesini vurgular. Burada Frankfurt okulunun temsilcisi Adorno
aklımıza gelmektedir. Adorno’ya göre kapitalist sistem müthiş bir kültürel hegemonya
yaratarak insanı kendi özünden, sanatsal ve kültürel ihtiyaçlarından uzak tutmaktadır.
Adorno’ya göre kapitalizm bir hegemonya yaratarak insanları sanatsal ve kültürel
ihtiyaçlardan uzak tutup popüler kültür gibi ögelerle avutmaktadır. Adorno, Frankfurt
okulunun temsilcilerinden biri olduğu için Frankfurt Okulu da popüler kültürü eleştirir. İnsan
emeğinin metalaştığından bahseder. Kültür endüstrileri insanları etkisi altına alarak bir
çıkmaza sokar. Kültür endüstrisinin kişiyi yabancılaştırdığını hatta kendi özünden
uzaklaştırdığını savunur. Kişinin benliğini yok ettiğinden bahseder. Popüler kültürün medyada
yansımasında ise daha çok toplumu sorgulayıcı bakış açısından uzaklaştığından
bahsedebiliriz.
Popüler kültür, şiddet gibi bir öğeyi tüketim malzemesi yapmıştır. Tüketim olgusu
şiddeti doğurmuştur Bu vesileyle de şiddet, popüler kültürün ideolojik damarlarından biri
haline gelmiştir. Popüler kültürün bir unsuru haline gelen şiddet kavramı televizyon
dizilerinde, sosyal mecralarda, bültenlerde yer almıştır. Genel olarak baktığımızda popüler
kültür aracılığıyla sunulan şiddet olgusunun KİA araçlarından aktarılmasında televizyonun
ayrı bir yeri olduğunu görmekteyiz. Hatta Gerbner’in ekme yetiştirme kuramından burada
bahsedebiliriz. Gerbner medyanın kültürde var olan değer ve tutumları TV aracılığıyla
ektiğini öne sürmektedir. Medyada gösterilen şiddet kavramını çeşitli programlar aracılığıyla
kişinin tutumlarına ekme yapar. Daha sonra bu tutumlar yavaş yavaş insanlarda davranışa
dönüşmeye başlar.