Yazarların Penceresinden
Bu yazımda bir dergi yazarı ve yazı yazmayı seven biri olarak, genel anlamda yazarlığın ne demek olduğunu ve yazarların bu yola girerken neyi hedefleyip hangi amaçla girdiğini yazarların penceresinden anlatmak istiyorum. Öncelikle, yazar bir konu hakkında duygu ve düşüncelerini ifade eden kişidir. Yazar, yazısını yazarken daha önceki tecrübelerinden yola çıkarak bir eser ortaya koyabilir. Peki ya herkes yazar olabilir mi? Bence olamaz. Çünkü yazarlık denilen şey göründüğü gibi basit bir iş değildir. Gerçekten bir yetenek ve beceri gerektirir. Üstelik yazı yazmak bir sanattır. Bu sanatı icra etmek herkesin harcı değildir diye düşünüyorum. Öyleyse kimler yazar olabilir ya da bu işi yapmak ister? Kendi penceremizden bakalım. Bir kere yazı yazmadan önce kitap okumayı sevmeliyiz. Araştırma yapmaya ve analiz yapmaya merak duymalıyız. Konuşmaktan çekinmemeliyiz. Duygu ve düşüncelerimizi karşı tarafa aktarabilmeliyiz. Bu işi yapmak isteyenler ve yapanlar da işte tam da bu doğrultuda yola çıkıyor. Bu kişiler kendisini iyi tanıyan, konuşmayı seven, bir konu hakkındaki duygu ve düşüncelerini kaleme almaktan çekinmeyen, yazı yazmaktan sıkılmayan ve tam tersi yazı yazmaktan büyük keyif alan kimseler olduğunu görüyorum. Ayrıca olaya depresif bir yönden bakacak olursak da bazı yazarlar kötü duygularını, içinde iz bırakmış anılarını dahi kaleme alabiliyor. Çünkü insan bazen konuşarak değil, yazarak da kendini ifade edebiliyor ya da böylesi bir durumda yazarak kendini çok daha iyi hissedebiliyor. Sonucunda da şunu söylemeliyim ki arkada bir iz bıraktırabilecek kadar güzel bir iştir yazmak. Yazmaya devam edelim.