Tüketim Kültürü

17.06.2023
Okuma Süresi: 5 dakika
A+
A-
Merhaba, ben Nagihan Dikici. 24 yaşındayım. Pamukkale Üniversitesi Halkla ilişkiler ve Tanıtım lisans mezunuyum. Şuan Aydın Adnan Menderes Halkla ilişkiler ve Reklamcılık yüksek lisans öğrencisiyim. Mezun olduktan sonra bir yıl sektör deneyimi kazandım. Ancak her zaman akademik kariyer hedeflediğim için akademiyi tercih ettim.  Fotoğrafçılık, grafik tasarım, sosyal medya uzmanlığı ve dijitial pazarlama konusunda deneyimliyim.  Yaratıcı ve sosyal biriyim. İletişimci olarak daima yenilikleri takip ederim.  Dinamik bir alan olduğu için kendimi geliştirerek akademide ilerlemek en büyük hedefim. Hayat boyu öğrenmek ve öğretmek istiyorum.

Günümüzde kapitalist sisteme hizmet eden tüketim kültürü, daha fazla sermaye biriktirme isteği ve hem seri üretim ile bolca üretilen malların hem de yeni üretilecek malların satılabilmesi için reklamlar aracılığıyla suni ihtiyaç ve isteklerin oluşturulmasını sağlamıştır. Tüketim kültürü geçmişten günümüze kadar zihnimize ekilen tohumlar sayesinde varlığını korumaktadır. Her şey metalaştırılmıştır. Tüketici, kültür endüstrisi ne verirse kabul etmeye zorlanır. Tüketim kültürü, pazarda yer alan ürün ve hizmetler ile tüketici arasında bağ geliştiren tüketimi ve kültür olarak varsayar. Bu bağlamda ortaya tüketim çılgınlığı ortaya çıkar. Sürekli tüketen bir topluma dönüşür. Kapitalist sisteme hizmet eden tüketim kültürü sitemin varlığını korur.

Tüketim kültürünün temel yapı taşı meta ve metalaşmadır. Meta daha fazla para kazanmak için alınıp satılan mal anlamına gelmektedir. Metalaşmadan kastımız, daha önce ekonominin dışında olup bir market değeri olmayan servis, ürün veya ilişkilerin ekonominin içine alınmasıyla bir market değeri kazanmasıdır. Bireyler metaları ihtiyaçlarını karşılamak için değil sosyal statü değeri için tüketmeye başlamaktadır. Ülkemizde türk kahvesi yerine Starbucks kahvesinin tercihi tüketim kültürünün sonucudur. Starbucks’a giden genç aynı zamanda prestij sahibi olduğunu düşünmektedir. İphone bir diğer örnektir. Asgari ücretli bir işçinin iphone markalı cep telefonunun son modelini alması için kredi çekmesi bunun en önemli örneğidir. Hazcı tüketim anlayışı ve prestij sağlama isteği sonucunda kapitalist sisteme hizmet eden tüketiciler ortaya çıkar.

Tüketim kültürü günümüzde giderek ve gelişerek yaygınlaşan medya aracılığıyla var olmakta ve insanlara ulaşmaktadır. Medya sayesinde çoğu insan ulaşarak diziler, reklamlar,ınfluencerlar,ve sosyal medya yolu ile tüketime özendirilir. İnternet ortamında reklamsız sayfa yok, etrafımızda billboardlar bize sürekli bir şeyler almamızı emrediyor. Yani bir reklam bombardımanı altında hayatımızı sürdürüyoruz. İnsanları sürekli ve daha fazla tüketmeye iten bir kar döngüsünün kurbanı olunca insanlık da tüketim kültürüne kurban oluyor. Örneğin; Güzellik algısı ve günümüzde sıfır bedenin güzel olarak kabul edilmesi tüketim endüstrisine hizmet eder. Estetik ve cerrahi operasyonlar, kozmetik sektörü ve güzellik merkezlerinin artışı kapitalist sistemin bizlere sunduğu güzellik algısı üzerine talep edilmektedir.

Akılcılaştırılmış sistemler günümüzde hemen hemen yer alanda varlığını göstermektedir. Starbucks, Dominos ve Burger King kültürümüze yerleşmiştir. Kültürel aynılaşma ve küreselleşme sayesinde tüketim tek tipleştirilmiştir. Tüketim kültürü ile toplumda tek tipleşme ve standartlaşma ortaya çıkmıştır. Popüler kültür ve moda sayesinde insanlar hiç sorgulamadan empoze edilen ürün veya hizmeti tüketmeye yönelir. Medya sürekli olarak gelişmiş Batı’nın yüksek hayat standartlarını empoze ettiğinden az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerdeki insanlarda tüketim kültürüne adapte olarak batılılaşmaya çalışmaktadır. Levi’s’tan giyinmekle ve Armani parfüm kullanan tüketiciler batılılara yaklaştığını düşünmeye başlayan ve belli bir segmente ait olmak için daha fazla tüketiyor. Dolayısıyla bir bakıma tüketim alışkanlıklarını transferi, aynı zamanda kültür transferini de barındırıyor.

Tüketim çılgınlığı sonucunda israf ortaya çıkmaktadır. Geçmişte tüketim değil israf-tasarruf dengesine dayanan yaşam kültürüne sahiptik. Sürekli  tüketen bir topluma dönüşmemize neden olan kapitalist sistem ve küreselleşme, kültürümüzden uzaklaşmamızı sağlar. İçinde bulunduğumuz tüketim çılgınlığından uyanmamız lazım. Bilinçli tüketimler ile kapitalist düzene hizmet etmemeliyiz. Tek tipleşme ve standartlaşmadan kaçınarak özgünleşmeliyiz.

 

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.