Dijitalleşme’nin Hayatımıza Etkileri
Yediğimiz yemek, içtiğimiz su, giydiğimiz elbise, yattığımız yatak… Ve daha birçok şey… Artık dijitalleşen dünyamızda tüm bu ihtiyaçlarımıza evimizden kolay ve hızlı bir şekilde erişebilir olduk. Peki memnun muyuz? Çoğunluğumuz memnun ve bu yazımda hitap ettiğim kitlenin geneli teknolojinin içinde doğmuş ve tüm bu olanlara tam manasıyla hakim. Hızlı, zahmetsiz ve uğraşsız bir şekilde istediğimiz ne varsa ayağımıza kadar getirebiliyoruz, öyle değil mi? Benim de memnun olduğum bazı noktalar var tabii ama ben bu olaya daha çok gelenekçi yaklaşan taraftayım. Tüm bu hızlılığın, zahmetsizliğin tüketimi gereksiz arttırdığını düşünüyorum. Düşünmekle de kalmadan bu konuya kafamı yoruyorum, yaptığım bazı gözlemlerde ve araştırmalarda kendi düşüncemi doğrulamak beni mutlu etti. E-ticaretin popülerleşmesi ile giyim sektöründe girişim ve sermaye yaklaşık yüzde 101 oranında artış göstermiş. Bununla beraber yine giyim sektöründe üretim oranı yüzde 77, tüketim oranı yüzde 52 bandında artmış gözüküyor. Bu rakamlar aslında ihtiyacımız olmamasına rağmen bizlere ihtiyaçmış gibi sunulmasından kaynaklı artış göstermekte… Peki bu nasıl oluyor? Reklamlar ile…
Reklamlar da artık dijitalde çok daha etkin olarak kullanılıyor. Özellikle sosyal medya fenomenlerinin ve içerik üreticilerinin gelir olarak gördüğü reklamlar insanları yönlendirmede şahane rol oynuyor. Örneğin yüksek takipçilere sahip bir sosyal medya fenomeni, belirli bir ücret karşılığında bir ayakkabı satış mağazası ile anlaşıyor. Fenomen giydiği ayakkabıyı kendi satın almış gibi göstererek paylaşıyor ve kullanıcısına, ben bile buradan alışveriş yapıyorum havası vererek kullanıcıyı markanın yönüne çeviriyor. Bu şekilde daha birçok örnek var. Ben en belirgin olanına değinmeye çalıştım. TV’de istenen karşılığı alamayan birçok marka da bunun gibi yollara başvurmuş durumda. Trendyol, HepsiBurada gibi sektörünün lider markaları da artık sosyal medyadan fazlasıyla yararlanmakta. Dijital dünya artık soyut kelimelerin konuşulduğu ve tutulduğu bir yer olmaktan çıkıp her birimizin en küçük ihtiyacını bilen bir veri canavarı oldu. Hiçbirimiz artık eskisi kadar özel değiliz…
Tüm bunların yararlarını ve zararlarını bir kenara koyarak Negroponte’nin “Dijital Dünya” kitabında söylediği şu sözlere kendimce bir alkış konduruyorum… “Bütün bunlar öğrenme, çalışma, düşünme hatta eğlenme tarzlarımızı, kısaca yaşamımızı kökten değiştirmeye aday görünüyor. Dostluğun, işbirliğinin komşuluğun coğrafi yakınlıkla sınırlı olmaktan kurtulduğu, hiçbir sınır tanımayan dijital alemde, dünya belki de ilk kez bütün insanların evi haline gelecek.”