Göstergebilimsel çözümleme
Göstergelerin ve onların çalışma biçimlerinin araştırılmasına göstergebilim adı verilir. “Göstergebilimin odağında gösterge vardır.” Yani göstergesiz göstergebilim olamaz. Göstergebilimin üç çalışma alanı söz konusudur:
1-Göstergenin kendisi
2-İçinde göstergelerin düzenlendiği kodlar ve sistemler
3-Kodlar ve göstergelerin işlediği kültür
Tüm anlam modelleri büyük ölçüde birbirine benzeyen bir yapıyı paylaşırlar. Bu modellerin her biri de anlam çalışmalarına üç şeyi dahil eder. Bunlar: gösterge, göstergenin gönderme yaptığı şey ve göstergenin kullanıcılarıdır.
Göstergebilimin önde gelen araştırmacılarından Ferdinand de Saussure’e göre gösterge; anlamı olan fiziksel bir nesnedir. Göstergenin, kendi fiziksel varlığı(gösteren) ve çağrıştırdığı zihinsel bir kavramdan(gösterilen) oluştuğunu söyler.
Gösterenin anlamına gelecek olursak, göstergenin algıladığımız imgesidir. Örneğin; kağıt üzerindeki kelimeler.
Gösterilen ise, göstergenin göndermede bulunduğu zihinsel kavramdır. Söz konusu zihinsel kavram aynı dili konuşan aynı topluluğun üyeleri için ortaktır.
Bir diğer göstergebilimci ise, Roland Barthes’dır. Barthes göstergeyi yan ve düz anlam olmak üzere 2’ye ayırmıştır. Düz anlamda, göstergenin göstereni ve gösterileni arasındaki ilişkiyi ve göstergenin dışsal gerçeklikteki göndergesiyle ilişkisini betimler ve bu düzeyi düz anlam olarak adlandırır.
Barthes, düz anlamı verili kabul eder ve ideolojiyi açıklamak için yan anlam üzerinde durur. Yan anlamda ise; göstergenin, kullanıcıların kültürel değerleriyle buluştuğunda meydana gelen etkileşimi betimlemektedir. Bu, anlamların öznelliğe kaydığı andır.
Paris Match dergisinin kapağındaki fotoğraf, Barthes’ ın modeline örnek verilebilir.