Mustafa Kemal Atatürk’ün Sinemaya Bakışı

12.06.2023
Okuma Süresi: 3 dakika
A+
A-
Merhabalar. Ben Gözde Korkmaz. Kocaeli Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo Televizyon ve Sinema bölümünde öğrenciyim. Yazı yazmayı çok seviyorum. Kendimi bu alanda geliştirmek istiyorum. Hepinize keyifli okumalar...

Yaşadığımız yüzyılda yedinci sanat olarak kabul gören sinemaya Mustafa Kemal Atatürk’ün değer verdiğini görmek mümkündür. Kendisi sinemayı modern zamanın önemli bir sanat dalı olarak görmüş ve desteklemiştir. Ayrıca sinemaya merak duyan ve bilen bir liderdir. Hatta bunun için Çankaya Köşkü’nde bir odayı sinema odası olarak kullanmayı tercih etmiştir. Köşke film temin etmek için Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği ile İstanbul’daki bazı film şirketleri arasında yazışmalar mevcuttur. Gazi’nin İstanbul ve İzmir seyahatlerinde de sinemaya gittiğini gösteren belgeler bulunmaktadır. Kendisi ayrıca Milli Mücadele’nin yeni kuşaklara aktarılmasını sağlamak için tasarlanan Ben Bir inkılap Çocuğuyum filminin senaryosuna da katkı sağlamıştır.

Gazi, Chaplin’in filmlerine özel bir ilgi duymuş ve onun hakkında “Bunlar dünyanın büyük adamları. İnsanlığın ilerlemesine öncülük ediyorlar. Kim bilir belki de diyalog eklenirse filmin büyüsü bozulabilir” demiştir. Yine aynı şekilde “Sinema öyle bir keşiftir ki gün gelecek, ateşin barutun kıtaların keşfinden çok medeniyetin ilerlemesine en etkin role sahip olacaktır,” demiştir. Kendisi film aralarından hoşlanmaz ve bunun izleyicilerin filmle kurduğu duygusal bağı bozduğunu düşünüyordu. Gazi, Türkiye’nin Batı’daki imajını düzeltebilmek için sinemayı bir araç olarak görüyordu. Hatta İzmir İktisat Kongresi’nde sinemaya ayrıca yer veriyor.  Bunun nedeni ise sağlık, ziraat, sanayi gibi konularda halka gerekli bilgileri sinema üzerinden göstererek toplumun ilerlemesine katkı sağlamak istemesidir. İnkılapları ve çağdaşlığı önemseyen bir nesil yetiştirmek istemesi üzerine Halkevlerinde de bu konuları içeren filmlerin gösterilmesinde de destek olmuştur. Gazi sinemayı ve bu sanatla uğraşan kişilere devletin destek olmasını belirtir. Önemli bir senarist ve sinemacı olan Munir Hayri Egeli’yi masrafları Gazi’nin kendisi tarafından karşılamasıyla rejisörlük eğitimi alması için Almanya’ya göndermiştir. Gazi ,”Film çekmek tayyare uçurmak gibi teknik bir iştir. Kişide sanat ateşi olması gerekir ama yetmez” demiştir.

 

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.