Neden Gazete Okumalıyız?
Johann Carolus’un 1605 yılunda yayınladığı aller Fürnemmen und gedenckwürdigen Historie adlı gazetesi kağıt üzerine basılan ilk gazete kabul edilir. İlk İngilizce gazete, 1622 yılında İngiltere’de yayımlanan Nathaniel Butter; ilk Türkçe gazete ise 1828’de Kahire’de yayınlanmaya başlayan Vekâyi-i Mısriyye’dir.
Gazete dijital ortamda gelişmeye başlamadan önce, insanlar gidip market ve bakkallardan gazete alıyordu. Hatta birkaç gazeteyi birden alanlar daha çoğunluktaydı. Ama dijital medya, dijital ortamlar geliştikçe gazete basıldı basılmasına ama, eskisi kadar bakkal ve marketlerden gazete alışverişi yapan olmadı. Dijital ortam her şeyi kötü etkilediği gibi gazeteyi de kötü etkiledi. Gazete basan basımevleri belki küçülmeye gitti. Ama gazeteyle alakası olmayan bir kişi, gidip gazeteye para vermek yerine internetten bir gazeteyi çok rahatlıkla, ayaküstü okuyabilir hale geldi.
İyi yönden bakmak gerekirse gazete okumayı sevmeyen, gazeteyle sağdan soldan alakası olmayan biri dijital ortam sayesinde gazeteye ilgi duymaya başlamış olabilir. Kendimden ele alırsam eğer; ben gidip gazete almak için sıraya giren insanlardan hiç olmadım. Dijital ortamlarda yaygınlaşmaya başladıkça gazete okumak benim daha çok hoşuma gitti. Gazete artık sadece evde okunan bir araç değil, metroda okunan bir araç haline geldi benim gözümde.
Peki gazete dijital ortamlarda zaten okunan bir araç, neden hala basılıyor ve bakkal ve marketlerde satılıyor? Çünkü yaşlı insanlarımız, dijital ortamları 20’i 30’lu 40’lı 50’li yaşlardaki bir insan gibi kolay bir şekilde kullanamıyor. Bizlere çok kolay gelen telefon ya da bilgisayar kullanmak onlara çok zor gelebiliyor. İşte tam da bu yüzden insanlar hala gidip gazete alıyor, gazete alma sırasın giriyor. Bu biz insanlar için bir gelenek haline geldi. Ve biz Türk toplumu olarak geleneklerine çok önem veren bir toplumuz…