Satın Alınmış Hayaller

20.04.2024
Okuma Süresi: 4 dakika
A+
A-
Sevgili HİT ailesi, Benim adım Sude 19 yaşındayım. İstanbul Galata üniversitesi Halkla İlişkiler Ve Reklamcılık 1.sınıf öğrencisiyim. Tam burslu öğrenim gördüğüm bu okulda fotoğrafçılık kulübünü kurdum ve bu alanda ilgili arkadaşlarımızla güzel çalışmalar yapıyoruz. Türk dili ve edebiyatıyla ilgileniyor , çocukluğumdan bu yana tutkuyla sürdürdüğüm okuma ve yazma alışkanlığımı kendi mesleğimle harmanlayıp akademiye yönelmeyi hedefliyorum.

Kurduğunuz hiçbir hayalin aslında size ait olmadığını söylesem ne tepki verirsiniz? En
sevdiğiniz rengin , yapmak istediğiniz mesleğin hatta almak istediğiniz ayakkabının bile sizin öz kararınız olmadığını söylesem ?
yıllarca televizyonda izlediğimiz TV reklamları , her hafta takip ettiğimiz dizi ve filmler, sosyal medyada takip ettiğimiz ünlüler , magazin hayatları ve dahası… Maruz kaldığımız her hikayenin hayatımızın bir parçası olması sizce de kaçınılmaz değil mi ? hikayenin en tehlikeli parçasını ise unutmayalım. Evet tüm bu dünyayı yaratan pazarlamacılardan bahsediyorum.
Sanayi devrimiyle altın çağını yaşamaya başlayan üretim sektörü yeni tüketicilerini bulmak için can atıyordu. Tüketimin artması için insanların alışveriş yapma mantığını değiştirmeleri gerekiyordu. Çözümü ise insanların duygularıyla bağlantı kurmayı seçerek buldular. İhtiyaç odaklı alışveriş yerini arzu ve isteklere bıraktı. Herkesin gözdesi olan o kırmızı ayakkabıya sahip olmak sizi kız arkadaşlarınız arasında onay gören , kabul edilirliği daha yüksek bir kadın yaptı. Altın varaklı fincan setini almak için ihtiyacınız olmasını beklemenize gerek kalmadı çünkü yılın rengi oydu ve üstelik herkesin evinde de vardı. Bu bir ürüne sahip olmamızı istemek için çok yeterli bir neden oldu. Kendimizle konuşmayı unuttuk. Ben ne istiyorum? Ben neyi beğeniyorum? diye hiç sormadık çünkü bizim yerimize neyi beğenmemiz gerektiğine karar verenler oldu üstelik bizde hiç sorgulamadık. Evlendik evimize eşya alırken o senenin modasına baktık. ‘Zaten moda buymuş canım ‘, bütün mağazalarda aynı şeyler var diyerek ikna ettik kendimizi. Mutlu mutlu eve döndük. Keyifliydik çünkü sistemin pazarladıklarına sahip olmuştuk. Biz de buna değerdik. Bir sene geçti moda tekrar değişti bizim evdeki koltuklar demode oldu. Ayıla bayıla aldığımız salon takımı odanın içine girince bizi boğmaya başladı. Gözümüz hemen yeni çıkan koleksiyonlara takıldı. Aslında olay hiçbir zaman ihtiyaçlarımız ya da kişisel zevklerimiz olmadı ya da ondan çıkalı çok oldu.
Aşağıya kaydırınca açılan linkten ürünler alabilmeyi , tüketim sektörünün bir parçası olurken kendimizi ‘ben buna değerim ‘ sloganıyla harcamayı üstelik de bunların hiçbirinin farkında olmamayı kendimize reva gördük.
Şimdi biraz düşünelim aslında popüler kültürün bir ürünü olmasaydı, günümüz modasında yer almasaydı aldığımız her ürünü yine de alır mıydık? Cevabımızın hayır olduğunu düşünüyorum çünkü artık anladığımız üzere bir şeyleri satın almamızın arkasında ‘ Ben de buna sahip olacak kadar değerliyim ve işte şimdi kendime bunu kanıtlıyorum.’ Dürtüsü yer alıyor.

 

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.