Etkili Bir Konuşma Nasıl Olmalı?
Sorusuna vereceğimiz cevaplar aslında hemen hemen aynıdır. Ama ben bunu kendim üzerinde gözlemlediğim şekilde sizlere aktarmak istiyorum.19 yaşında bir birey olarak dinlemeyi en çok sevdiğim konular insan davranışlarının altında yatan psikolojik gerçekler, felsefenin hayatımızda oluşturduğu normlar ya da inanışlarımızın toplumumuza yerleştirdiği kültürel durumlar oluyor genelde. Bunları konuşmayı seviyorum çünkü analiz yapmaya, tartışmaya açık konular ve ben bunları tartışırken karşıdaki insanın düşünceleri benimle aynı olmasa bile beni düşünmeye iten konular oluyor. Bu konular aslında çok derin konular olduğu için konuştuğumuz insanların üslubu, düşünce aktarış biçimi, kullandığı kelimeler ve cümlelerinin kısa öz olması aslında anlamlandırma açısından bu konulara ilgi duymaya ve düşünmeye iten durumlardır. Kısa bir olay özeti verecek olursam 27 yaşında ilahiyat mezunu ve aynı zamanda felsefe okuyan bir yakınımla ne zaman sohbete etsek yaşamımızın derinine inmeye çalışıp analiz etmeye çalışıyoruz. Bunu yaparken dilimiz ve üslubumuz tamamen bilimsel olarak elde edilen veriler ve yapılan psikolojik araştırmalar sonucu elde edilen sonuçlara yönelik şekilleniyor. Bir süre sonra fark ettiğim en önemli detay ilgimi çekmeyen konularda bile konuşmak istemem oldu. Çünkü karşı tarafın bana bilgi aktarımı kullandığı dilin beni cezbetmesinden kaynaklanıyordu. Anlamını bilmediğim kelimeler bile cümle içinde uyarlandığında ne demek istediğini anlayıp fark etmeden de olsa kendime yeni bir kelime haznesi oluşturduğumu ve bunu hayatıma uyarladığımı fark ettim. Çevreninde önemi burada devreye giriyor aslında. Çevremizde olan insanların konuşması üslubu zamanla bizimde dilimizi oluşturan en önemli faktörler arasına giriyor. Yani demek istediğim yapılan etkili ve ikna edici konuşmalar bizi sadece konular üzerinde ortak görüşe ulaştırmayı değil bizim düşünce gücümüzü ve kelime haznemizi geliştirip daha etkili bir dil kullanmamızı hedefliyor.