İnsan ve Din

09.03.2023
Okuma Süresi: 3 dakika
A+
A-
Merhaba ben Büşra. Gaziantep İslam Bilim ve Teknoloji Üniversitesinde İslami İlimler Fakültesinde okuyorum. Aynı zamanda özel bir dershanede Arapça öğretmenliği yapıyorum. Bir müddet hobi olarak olarak Seriyye Dergisinin baş yazarlığını yaptım. Şimdi de burada sizlerleyiz. Halkla olmak, halkın sesi olmak için gayret ediyor ve çabalıyoruz....

Din nedir? Din denince akla ne gelir?…

Öncelikle tanımını yapmakla başlayalım. Dil alimleri, din kelimesinin deyn kökünden geldiğini kabul ederler. ‘Adet, durum, ceza, mükafat ve itaat anlamları vardır… Dünya üzerinde bilinen dinler ise 4 tanesi semavi din olmak üzere 4300’dür. Kişiler 4300 dinden sadece 1 tanesini seçmiş ve onun nizamına göre yaşamaktadırlar. Çünkü insanlar hayatlarını bir düzene koymak, belirli bir grupla olmak ve en önemlisi olağan üstü güçlere sahip bir yaratıcıya sahip olmak isterler. Sebebinin hala kavranamadığı içgüdüsel bir inanıştır bu.

Konu hakkında yapılan birçok araştırma sonucunda ‘Neden bir dine inanıyoruz?’ sorusunun cevabını bulamamışlardır. Yani herhangi bir dine inanmak ve nizamında yaşamak da tıpkı yemek gibi su gibi insanoğlunun bir ihtiyacıdır. Birçok dine baktığımızda ise görünen en bariz özellik bir veya birkaç yaratıcıya sahip olmalarıdır. O’na ibadet edeceği, yalvaracağı, isteyeceği, olağan üstü güçlere sahip yaratıcıya sahip olmak… Peki din denince akla ne gelir? Bunun altını birçok şeyle doldurabiliriz, birçok seçenek sunabiliriz. Öznel bir düşüncedir. Ama en önemlisi kişiyi disipline getiren şeydir.

Çünkü insan doğası gereği başı boş değildir. Onu diğer canlılardan ayıran en önemli özelliktir akıl ve bir sorumluluk içerisinde yaşamak. Okulda, işte, evde, otobüste, parkta, (…) kısacası her yerde uymamız gereken sorumluluklar ve bir düzen vardır. Din ise insanın kendi yaşayış tarzını düzene sokan, sorumluluk kazandıran bir kavramdır. Peki herhangi bir yaratıcıya ihtiyaç duymayan insanlar?

İşte bazıları varlığı inandığı gibi bazıları ise yokluğa inanır… Antikçağ Yunan felsefesinden beridir gelen felsefeciler tarafından tartışılan bir meseledir. Varlık ve yokluk…

İşte insanlığın başladığı noktadayız. İNANÇ… İnsan inandığı müddetçe vardır, inandığı şeylere tutunur ve sığınır. Neye inandığının, kime inandığının bir önemi olmaksızın. Şüpheye düşmeden körü körüne bağlanarak inanmak. Doğamızın ve yaratılışımızın vazgeçilmez gerçeği. Umarım bir gün bir şeylere olan inancımızı yitirmeyiz, yitirmeyelim ki umutlarımız diri kalsın.

Yazarın Son Yazıları
19 Mayıs 2023
23 Şubat 2023
Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 2 Yorum
  1. Bülent Temür dedi ki:
  2. Bülent Temür dedi ki:

    Çok doğru bir analiz.
    Haftaya da inşallah kurtuluşun ve hak dinin İslam dini üzerine olduğunu anlatan bir yazı bekliyoruz Büşra hocam….