Radyoculuk

27.05.2023
Okuma Süresi: 3 dakika
A+
A-
Hepinize merhaba, adım Dilay Yıldırım. 20 yaşındayım, Başkent Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo, Televizyon ve Sinema Bölümü 2. Sınıf öğrencisiyim. Küçüklüğümden beri yazıyorum ve yazmayı çok seviyorum. Çok fazla kitap okuyorum, çok fazla film izliyorum ve bu izlediğim filmleri çözümlemeye çalışıyorum. Tarihe çok meraklıyım. İnsanlarla iletişimim iyidir. Sosyal bir insanımdır. Şu anda yazdığım bir senaryo ve bir adet de yazmaya çalıştığım kitap denemem var. Ortaokulda iken kendi öykülerimi yazdığım bir kitabım mevcut. Ayrıca kendi blog sayfam da her türlü konuyla ilgili yazılar yazıyorum. İleriye dönük hedefim sinema alanında iyi bir senarist olmak.

Ben Radyo, televizyon ve sinema bölümünde okuyorum. Şu ana kadar sinema ve televizyonla ilgili çoğu dersi okulum bünyesinde aldım. Ama radyoculukla ilgili bir ders henüz almadım.
Radyoculuğun eski önemini yitirdiğini düşünüyorum. Açıkçası benimde “radyocu olmalıyım” kafasında bir kafam yok. Çünkü okuduğum bölümde, insanların birbirini gözlemleyerek
başarılarını ortaya çıkaracağını düşünüyorum. Ama radyoculukta bu böyle değil. Çünkü, arabada bile insanlar eskisi gibi radyodaki şarkıları dinlemiyor. Çoğu sürücü ve arabada aynı
ortamı paylaşan yolcu kendi telefonlarını bluetooth aracılığıyla arabaya bağlıyor ve çeşitli müzik barındıran uygulamalardan müzik dinliyor. Böylece radyoculuğa, hatta radyo yayını yapan kişiye biraz da ayıp oluyor bence. Fakat kimse radyo dinlemek zorunda değil, çünkü çoğu radyo insanların beğeneceği türden şarkılar çalmıyor. Aslında en büyük sebep de radyo programlarının içeriğinin insanlara hitap etmeyişi bence. Eskiden durum böyle değildi. Özellikle radyonun Türkiye’de ortaya çıktığı ilk anlarda. Televizyon eski dönemlerde gündüz hiçbir şekilde program yapmayıp akşam saatlerinde izleyicinin evine misafir oluyordu. İnsanlar gün içinde bir ses duymaya ihtiyaç duyuyorlardı bu yüzden radyo en yaygın kitle iletişim aracıydı aslında. Bireyler gün içinde radyoyu çok işlevli olarak kullanabiliyordu. Bir kanalda saat başı haber verilirken bir yandan da kişi müzik dinleyebiliyordu. Şu anki zamandan farkı en yaygın kitle iletişim aracı olmasıydı. Arabada bazı zamanlarda radyo olduğunda radyo programını yapan kişinin sadece sesini duyabiliyoruz. Onun hayatıyla, fiziksel ve kişisel özellikleriyle ilgili sadece tahmin yürütebiliyoruz. Bu durum bana göre iletişimin eksik bir şekilde yapıldığını gösteriyor. Çünkü doğru iletişimde kişinin hareketleri ne kadar önemliyse, mimikleri ve olaylara karşı verdiği tepki de o derece önemli bence..

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.