Unutmayalım!
İnsanın hayatı 1 dakikada alt üst olur muymuş? olurmuş. Biz 6 Şubat günü bunu öğrendik. Merkez üssü Kahramanmaraş da olan ve 10 ilde saat 04.17 de gerçekleşen bu deprem eminim hepimiz hayatında çok şey değiştirdi ve acıda olsa öğretti. Boğazımızdan geçen her lokma için, aldığımız her nefes için, sahip olduklarımız olamadıklarımız için şikâyet ettiğimiz her şey için aslında şükretmemiz gerektiğini öğrendik. Aslında bir evinin olması ailenin yanında olması ne büyük bir nimetmiş. Geç de olsa öğrendik…
Bu depremde 44.218 kişi vefat etti. Söylerken ne kadar kolay söyleniyor değil mi? Ama gerçekte bu sadece bir sayıdan ibaret değil. Bunların hepsi bir can bir hayat bir hikaye.. Ölenlerin hepsi birilerinin arkadaşı, ailesi, sevgilisi, kardeşi..
Giden canların yanında insanların maddi manevi kayıpları da oldu. Kaç yıl emek vererek çalışarak birikim yaparak aldığı evler eşyalar, çalıştıkları iş yerleri yok oldu gitti. Bu sebepten dolayı insanların sadece belli bir zaman diliminde değil sürekli olarak maddi ve manevi açıdan desteklenmeleri gerekiyor. Bu zamanda markaların desteği de büyük önem taşıyor. Örneğin THY’nin belirli uçuşları ücretsiz yapması, Trendyol, Penti, Sahibinden, Aras kargo gibi kuruluşların maddi olarak destek sağlamaları büyük katkı olmuştur. Bunun yanında Starbucks, Netflix gibi kurumların destek sağlamaması da büyük tepkiye yol açmış ve itibar kaybına neden olmuştur. Medya desteği de en etkili rolü oynamıştır. Twitter, instagram gibi sosyal medya platformları sayesinde enkaz altındaki insanlara ulaşılması kolaylaşmış ve yardımlar, ihtiyaçlar paylaşılarak daha çabuk yayılmıştır. Yine yardıma desteğe ihtiyacı olduğu bilinmeyen en ücradaki köylerde televizyon aracılığıyla sesleri duyurulmuştur.
Bu depremde herkes bir sorumlu arıyor ama sorumluk bir kişiyi değil birden fazla kişiyi içeriyor. Bu binayı yapanda izin verende denetleyende bu depreme hazırlıklı olunmaması da hepsi bu depreme sebeptir yani sorumluluklar silsilesi…
İnsanın en güvende hissettiği yer en rahat olduğu yer evidir değil mi? ama hepimiz ilk defa evimize girmeye korkar olduk. Günlerce aklımız kalbimiz deprem bölgesinde gözümüz haberlerde enkazdan çıkacak mucizelere takılı kaldı. Hepimizin üzerine adını bile bilmediğimiz insanların acısı sindi. Aklımız oradaki insanlardayken sıcak bir yerde oturmaktan da yediğimiz yemekten de yerimizin rahat olmasından da utanır olduk. Enkazın başında cebinde bisküvi ile çocuğunun çıkmasını bekleyen babayı da tüm dünyadan yardımların gelmesini de dilimiz bir olmasa da gönlümüzün bir olduğu yabancı kurtarma ekipleriyle olan dayanışmamızı da tüm Türkiye’de bir olunup dayanışma ve yardımlaşmanın olmasını da unutmayacağız…
Hepimiz bir zaman sonra kendi hayatlarımıza döneceğiz belki ama oradaki insanların hiçbirinin hayatı eskisi gibi olamayacak bu deprem onların hayatında derin bir iz olarak kalacak. O yüzden bu acıları bir daha yaşamamız için önlemler almalı ve bu yaşanılanları unutmamamız unutturmamamız lazım.
Ne kadar güzel yazılmış içimizden geçen tüm duyguları yazılmış.