Yabancılaşma ve Meta Fetişizmi

10.09.2024
Okuma Süresi: 6 dakika
A+
A-
Yabancılaşma ve Meta Fetişizmi

Karl Marx erken dönem el yazmalarında fabrika kapitalizminin etkisi altında emeğin niteliğine odaklanarak ne insanlığın ne de insan ilişkilerinin olması gerektiği gibi ifadesini bulamadığı bu koşullar altında çalışan işçinin zorunlu olarak kendi emeğine yabancılaştığını savunur.

Sıkça alıntılanan bir pasajda yabancılaşmamış emeğin nasıl bir şey olabileceği ve insanca üretmenin ne anlama gelebileceğini inceler.

“Kendi üretimimde kendi bireyliğimi ,özgül karakterimi nesneleştirmiş olurdum. Böylece hem üretim faaliyeti içinde hayatımın bireysel bir tezahürünü tadardım hem de ürettiğim nesneye bakınca kişiliğimin nesneleştiğini elle tutulur hale geldiğini dolayısıyla benliğimin sahici bir kudret olduğunu görmenin bireysel zevkini yaşardım “

İnsan yapısı şeyler üretici ürün ve bu ürünün yöneltildiği kişiler arasındaki bir dizi toplumsal ilişkinin ifadesi vücut bulmuş halidir. Ürün kendisinin üretiminin temelinde yer alan toplumsal ilişkiyi insanlığın ortak bir unsuru olarak ifade eder. Marx’ın da dediği gibi ürünler doğamızı yansıtan aynalar gibi olurdu. Emeğin kapitalist üretim koşullarındaki niteliği onun insani toplumsal karakterini tahrip eder. Fabrika kapitalizmi koşulları altında şeylerin dünyasının değer kazanması ile insanların dünyasının değersizleşmesi doğru orantılıdır. Emek sadece meta üretmekle kalmaz meta ürettiği oranda kendini ve işçileri de meta ya dönüştürür.

Yabancılaşmış emek kendini ilk olarak ,işçinin henüz çalışmaya başlamadan bile kendisini ücret karşılığında satmış olması olgusunda gösterir. Aslında işçi halihazırda kendisini para için satarak metalaştırmış ve bunu yaparak bütünüyle kapitalistin niyetlerini aracına dönüşmüştür.

Emek süresince emekçi emeğine yabancılaşır çünkü çalışma süresi ve çalışma koşulları üzerinde herhangi bir kontrol gücü yoktur.

Çalışma süresinin uzunluğunu ne zaman ve nerede çalışacağını kendisi belirleyemez yalnızca kendisine düşen önceden bölüştürülmüş vazifeyi yerine getirir. İş tatmini ya da iş hazzı yoktur.

Bitmiş ürün işçiye ait bir şey değildir ve ürün kendi cebine girecek karı sağlamak için onu satan kapitaliste aittir. Böylece yabancılaşmış emek tam olarak emeğin kendini var kılabildiği koşulların metalaşması olarak belirir. emekçinin kendisinin emek sürecinin ve sürecin çıktısı olan ürünün

Emek artık özü itibariyle toplumsal olan insan yaşamının bir ifadesi değilidir aksine toplumsal varoluşun reddidir. Meta ölü emeğin onu ihmal etmek için harcanan görünmez emek nesneleşmesi olarak tanımlanabilir. Metanın gizlediği şey kullanılan emeğin sömürüye dayalı niteliğidir.

Marx’a göre metanın değeri onun için harcanan tüm emeği içerir. Elbette işçi mübadele süresince görünür hale gelen kendi emeğinin karşılığını tam olarak alamaz. Kar olarak

kapitalistin cebine gidenle ücret olarak işçinin cebine giren arasındaki fark sömürü oranı olarak gösterir. İşte emek süresince yaratılan ama mübadelede paraya çevrilen metanın gizlediği tam olarak budur.

Marx hem metanın hem de paranın fetiş bir nesne olduğunu düşünür.Paranın sahip olduğu büyü meta fetişinin sırrını ortaya çıkarmaktadır.Meta fetişizmi gerçek anlamda ,toplumsal üretim ilişkilerinin şeyler arasındaki bir ilişki halinde nesneleştirmesidir.Bu süreç insanı toplumsal hayattan koparır ,onu değersizleştirir.Metanın meta olarak değeri ne zaman ortaya çıkar?

Sorunun cevabı elbette ki parayla mübadele edildiği anda ortaya çıkar.Tüm bu süreç ,o meta her ne ise onu üretenlerin ,onun üzerinde hiçbir kontrol güçleri olmaması ve bu üretimden yalnızca hayatlarını zar zor hayatlarını idame ettirecek bir ücret almakla yetinmeleri pahasına işletilir.

Bu nedenle meta fetişizmi toplumsal üretim ilişkilerinin de metalaşması anlamına gelmektedir.

Eğer Emek Marx ‘ın düşündüğü gibi bizim ortak insani doğamızın ifadesiyse,o halde emeğin kapitalizm koşullarındaki kaderi toplum hayatının değerinin azalmakta ve yerini ,şeylerin değerinin hakim olduğu bir dünyaya bırakmakta olduğunu gösterir.

Kaynakça ;
Paddy schannel medya ve iletişim kitabından ütopya yayınları

(syf.48)

Halkla İlişkiler ve Tanıtım, İletişim, Reklamcılık vb. Alanlarda Eğitim Gören veya Mezun olan Öğrenciler için Kurulmuş, Bu Meslek Hayatında Kendisini Geliştirmek İsteyenler için Hizmet eden Bir Vizyondur. Halkla İlişkiler Dergimizde Yazı Yayınlamak İsteyen veya Reklam İş Birliği Yapmak İsteyen Kişiler hitdergisi@gmail.com mail atarak irtibata geçebilirler.
Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.