Yönetmen ve Senaryo Başlığı
Senaryo yazabilmek için öncelikle bir sözünüzün, hikâyenizin ya da en genel anlamıyla bir meramınızın olması gerekir. Bir filmin veya dizinin olmazsa olmazı olan senaryo, yazım tekniği olarak iki bölümden oluşur: Mizansen ve diyalog. Mizansen, sahnenin durumunu ve sahnede görsel açıdan nelerin olduğunu anlatır. Diyalog ise karakterin ve karakterlerin monolog ya da karşılıklı konuştuğu bölümlerden oluşur. Oyuncular genelde mizansen yerine diyalogları okumayı tercih ederler ya da ilgilerini burası çeker. Senarist, senaryoda oyuncunun kahve bardağını tutuş şeklinden yürüyüş biçimine kadar her hareketini ayrıntılı olarak yazar. Daha sonra senaryoyu yönetmene veya yapım şirketine gönderir. Senaryo onay alırsa yönetmen sete çıktığı zaman hikâyeye sadık kalarak sahnedeki mizanseni veya diyalogları kendi istediği şekle göre revize edebilir. Çünkü benim tabirimle yazılan metni ete kemiğe büründürüp, hikâyedeki duyguların ortaya çıkmasını sağlayan kişi yönetmendir. Senarist burada yazdığı hikâyeye bağlı kalındığı için bir şey diyemez. Senarist senaryoyu yapım şirketine veya yönetmene teslim ettiğinde görevini tamamlamıştır. Eğer senaryo ana akım bir film olarak tasarlanıp yazılmışsa bunun formülü üç aşağı beş yukarı genelde bellidir. Senarist de yönetmen de ona göre hareket ederler. Fakat bu arthouse veya bağımsız bir film olarak düşünülmüşse kontrol tamamen yönetmenin elindedir. Genellikle bu işlerde senaryoyu yazan ve yöneten aynı kişi olur. Hatta yönetmen çoğu zaman kurguya da girer. Çekim esnasında yapılan değişiklikler karakteri canlandıran oyuncunun jest ve mimiklerine göre de değişebilir. Yönetmen çekim esnasında oyuncuları gözlemler ve ona göre direktifler verir. Fakat senaristin böyle bir yetkisi yoktur. Eğer senarist ve yönetmen aynı kişi değilse.