Deprem Sonrası Türkiye’nin Toplumsal Yapısı

13.08.2023
Okuma Süresi: 6 dakika
A+
A-
Ben Nergiz Vurucu.Kahramanmaraş doğumluyum.20 yaşındayım.Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım 2.sınıf öğrencisiyim.Yürümeyi,müzik dinlemeyi,dil öğrenmeyi ve kendimi geliştirmeyi çok seviyorum.Yükseklisans yapmayı çok istiyorum.

Konuya girmeden “toplumsal yapı” kavramını tanımlamak doğru olacaktır. Toplumsal yapı; toplum içinde olanı gözlemlemeye,açıklamaya ve analiz etmeye yardımcı bir araçtır. Toplumda sürekli ve örgütlü sosyal ilişki bütünüdür. Birey, toplumsal grup, nüfus hareketleri, sosyal roller ve norm, değer, inanç, gelenek gibi unsurları ve fonksiyonları vardır.

Deprem ile ilişkisi ele alındığında öne çıkan iki unsur nüfus hareketleri ve norm, değer, inançlar, gelenekler olacaktır. Bunun nedeni, Türkiye bir ülke ise yedi farklı bölgeden ve toplumsal bütünlükten, değerlerden, inançlardan oluşmaktadır yani Türkiye bir bütündür fakat yedi farklı toplumsal özellik görmek mümkündür. Deprem ile birlikte bu bütünlük zarar görmüş, yer yer bozulmuştur. Barınma ihtiyacı için çadır kentler kurulmuş, çadırda kalmak istemeyen bireyler, farklı şehirlere göç etmiştir ve iç göç hareketliliği başlamıştır. Üst sınıflar, gittikleri şehirlerde rahat bir şekilde ev bulup istediği gibi yerleşirken, orta ve alt sınıflar genelde devletin verdiği imkanlar eşiğinde geçimini sağlamıştır.

Farklı şehirlere göç eden bireyler, göç ettikleri şehirlerde toplumsal yapı kaynaklı sıkıntılar yaşamıştır çünkü alışık oldukları, içinde  bulundukları düzen bir anda bozulmuş ve belki hiç bilmedikleri, gitmedikleri şehirlere gitmek zorunda kalmışlardır, göç ettikleri bölgenin toplumsal yapısını büyük ölçüde geride bırakmış ve kısa vadede göçtükleri şehrin toplumsal yapısına, değerlerine, geleneklerine uyum sağlamaya çalışmışlardır. Göç alan şehirler ise genelde depremzede bireylere kucak açmıştır fakat deprem, öngörülmeyen bir doğal afet olduğu için göç alan şehirlerde nüfus hızla artmış, ev fiyatları fahiş seviyeleri bulmuş ve depremzedeler için iş imkanı sağlanmaya çalışılmıştır. Uzun vadede ise depremzede bireyler bulundukları şehirden, bulundukları şehir ise depremzedelerden toplumsal yapı açısından gelenek, değerler, norm gibi unsurlardan etkilenecektir. Yani göç edilen şehirler ile göç alan şehirler arasında kültür sentezi olacaktır, bir ortak yaşayış alanı oluşacaktır.

Deprem bölgesindeki illerin de toplumsal yapısı ciddi anlamda bozulmuştur. Hayatta kalan bireyler, sosyal çevrelerinden ciddi kayıplar yaşamış, doğup büyüdükleri, hayatlarının büyük bir çoğunluğunun geçtiği yerleri terk edip göç etmek zorunda kalmıştır. Deprem bölgelerinde kalan bireyler, bir süreliğine de olsa kazanılmış statülerini kaybetmiştir. Örneğin bir birey, “kazanılmış statü” ile öğretmen olmuştur fakat gerek okulların zarar görmesiyle gerek öğrencilerin fiziksel ve psikolojik zarar görmesiyle kısa süreli de olsa statüsünü kaybetmiştir. Statüsünü kaybetmese bile, gereken görevleri yerine getiremediği için “toplumsal rol” kaybı yaşamıştır.

Toplumsal ve ekonomik pozisyonlara göre farkında olarak yada olmadan bölünen toplumsal sınıflar, tamamen yok olmasa da etkisi azalmıştır çünkü bireyler, ekonomik açıdan yıpranmış; ev, araba, iş yeri gibi “toplumsal sınıf” ayrımı sağlayan değerleri büyük ölçüde kaybetmiştir. Depremle birlikte sınıflar arasında değişim oluşabilmektedir. Örneğin Kahramanmaraş’ta yaşayan çok zengin biri, birkaç saat içinde evlerini, arabalarını, iş yerlerini deprem ile kaybedebilir. Bu kayıplar ile banka hesabında birikmiş bir  parası varsa, kaybettiği şeyler ona tekrar verilene kadar orta sınıfta yer alacaktır. Eğer birikmiş parasını da kaybettiyse alt sınıfta yer alacaktır.

Deprem konusunda değinilmesi gerekilen diğer bir unsur, şüphesiz “psikoloji” olacaktır çünkü bu durum kişi ile alakalı olduğu kadar toplumla da alakalıdır. Depremi yaşayan bireylerde; depresyon, stres, kaygı bozukluğu, uyuyamama, tedirginlik gibi rahatsızlıklar oluşmuştur ve bu rahatsızlıklar, toplumun tamamını etkilemiştir. Depremi yaşamayan bireyler, gördükleri görüntüler karşısında korkmuştur ve olası bir deprem durumunda ne yapması gerektiğini bilmediğini fark edip öğrenmeye çalışmıştır.

Özetlemek gerekirse, deprem hem psikolojik hem de fiziksel açıdan yıkıcı sonuçlar doğurabilen bir doğal afettir. İçine doğduğunuz toplum, değerler, inançlar ve normlar sizi siz yapan şeylerdir. Yıllardır içinde bulunduğunuz düzeni, evinizi hatta öldüyse ailenizi geride bırakmak kolay değildir. Gidilen yerdeki toplumdan etkilenmek te toplumu etkilemek te olağan sonuçlandır. Deprem ile birlikte statü, rol gibi kavramlar bir süreliğine kaybedilebilir ve sınıflar arasında hızlı bir geçiş olabilir.

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.