Kriz Döneminde Halkla İlişkiler
Her zaman her şey istenildiği gibi gitmeyebilir, firmalar sıkıntılar ile karşılaşabilir .Bu yüzden firmaların, şirketlerin, işletmelerin kriz yönetimine dikkat etmesi ve bunu yaparken halktan uzaklaşmaması gerekir. Krizi birkaç cümle ile tanımlamak gerekirse kriz, sonucu tehlikeli olabilecek durumdur. Bir olaya kriz denebilmesi için ise kurumun yetersiz kalması, acil müdahale gerektirmesi, beklenmedik şekilde olması, panik ve korkuya yol açması yeterlidir.
Kriz, iki farklı şekilde oluşur. Bunlardan birincisi kurumdan kaynaklanır. Örnek olarak ürün hataları, rüşvet, boykot, hizmet aksaklıkları ve bilgi sistemindeki bozukluklar verilebilir. İkincisi ise çevreden kaynaklanır. Örnek olarak doğal afetler, yasal değişimler, rekabet, ekonomik dalgalanmalar verilebilir. Her iki krizin oluşumu da belli aşamalardan geçer, birden oluşmaz, yavaş yavaş büyüyerek büyük sorunlar oluşturur. Bu aşamalar üç temel başlıkta toplanabilir. İlk olarak kriz öncesi dönemden bahsetmek doğru olacaktır. Bu dönem, krizin başlangıç dönemidir. Çoğu zaman kriz büyüyene kadar ciddiye alınmaz ama doğru tespit yapılırsa ve ciddiye alınırsa büyük sonuçlar oluşturmadan engellenebilir. Eğer engellenemezse ikinci aşama olan “kriz dönemi” başlar. Bu aşamada kriz, yönetimin dikkatini çekmeye başlar. Kurum, kitle iletişim araçları ve hedef kitle iletişim içindedir. Krizi atlatabilecek çözümler bulunur ve uygulanır. Son olarak kriz sonrası dönem vardır. Bu aşamada eğer kriz başarı ile atlatıldıysa güzel sonuçlar elde edilebilir çünkü her kriz bir fırsat doğurur ve fırsatlar güzel sonuçlar doğurabilir.
Kriz yönetiminin önemli yanlarından biri, kriz yönetim ekibinin kurulmasıdır. Bu ekibin içinde yer alan halkla ilişkiler uzmanı, kriz yönetimi ve iletişim planı oluşturmak ve oluşturduğu planın uygulanmasını sağlamakta etkin rol oynar. Kriz yönetim planı, kurumun tepkisini belirlemektir. Kriz eğer kurumdan kaynaklı oluşuyorsa, çözmek daha kolaydır çünkü dış bir müdahale yoktur. Ürün hatalı ise hataya saptandıktan sonra hata düzeltilebilir, hizmet aksaklığı varsa daha fazla insan kurum bünyesine kazandırılabilir, bilgi sisteminde hata varsa bu hata çözülebilir. Fakat kriz çevreden kaynaklanıyorsa her şey bu kadar basit olamayabilir. Örneğin doğal afet sonrasında kurum darbe aldıysa bunu çözmek için daha uzun bir zaman gerekebilir, ya da rekabete dayalı bir kriz varsa çok daha önceden tespit edilmesi gerekebilir. Ekonomik dalgalanmalar yüzünden bir kriz oluştuysa kurum içindeki krize göre daha uzun zamanda çözüme kavuşması muhtemeldir. Kriz iletişim planlamasında; tepkinin kime, nasıl, hangi araçlarla verileceği de çok önemlidir çünkü kriz ile uğraşılırken kurumun imajının zedelenmemesi ve bu sebeple kurumun kriz anında tek sesli olması, mümkünse bir sözcü seçip sürekli onun aracılığıyla bilgi vermesi önemlidir. Kriz konusunda çalışanların bilgilendirilmesi de çok önemlidir. Çalışan krizin boyutunu, nedenini ve nasıl çözüleceğini bilirse hem çalışırken özen gösterecek, hem de güven ilişkisi zedelenmediği için daha rahat çalışacaktır. Kurum, çalışanlarını doğru ve bilinçli bir şekilde bilgilendirmezse istifalar artabilir, satışlar düşebilir ve ürünler boykot edilebilir.
Özetlenecek olursa, krizin oluşmasında iç ve dış etkenler vardır. Kriz eğer dış sebepler dolayısıyla oluyorsa çözüme ulaşması daha uzun zaman alabilir ve yıkımı daha büyük olabilir. Kriz doğru zamanda fark edilmezse ve önlem alınmazsa olumsuz sonuçlar doğurabilir. Kriz yönetimi sırasında krizi denetlemek için bir ekip kurulması ve bu ekipte halkla ilişkiler uzmanının da bulunması çok önemlidir. Kriz için önlem alınırken çalışanlara karşı şeffaf olunmalıdır ve kurumun medyaya karşı tek ses olması gerekmektedir.