Kapitalizmin İkonu; Barbie
Konuya başlamadan kapitalizm, stereotip, patriyarkal sistem ve feminizm gibi kavramları ele almak doğru olacaktır. Kapitalizm genel tanımı ile özel mülkiyeti savunan, serbest piyasayı isteyen, üretim ve tüketim çılgınlığıdır. Barbie ise bu tüketim çılgınlığının ortasındadır çünkü Barbie; sürekli harcamalar yapan, süslü süslü kıyafetler giyen, ideal güzellik ve ideal vücut ölçüleri üzerinde duran bir hayal ürünüdür. Kapitalizme dikkat çeken en güzel ayrıntılardan biri de filmin fragmanında geçen “Barbie’yi seviyorsanız bu film tam size göre, Barbie’yi sevmiyorsanız da bu film tam size göre” sloganıdır. Hedef kitle, dünya genelindeki herkes olarak belirlenmiş ve buna göre reklam stratejisi belirlenmiştir.
Stereotip, genel tanımı ile bilimsel kanıtı olmayan yargılardır. Barbie ile bağlantısına bakıldığında ise filmin genelinde stereotipik davranış mevcuttur. Örnek vermek gerekirse; herkes pembe sever, kadınlar uzun ve ince olmalıdır, topuklu ayakkabıyı tüm kadınlar sever gibi kalıplaşmış olgular vardır. Hatta filmde Barbie gerçek dünyaya gitmiş ve orada Barbie sevmeyen insanlar olduğunu görünce çok üzülmüştür. Toplumun geneline bakıldığında; bu kalıplaşmalar yüzünden kendini mutsuz hisseden, zayıflamaya çalışan, pembe giymeye başlayan insanlar görmek mümkündür. Bu aşamada ortaya çıkan en önemli şeylerden biri “popüler kültür” olmuştur. Popüler kültüre kayıtsız şartsız uyan insanlar ile dünya genelinde tüketim ve üretim çılgınlığı başlamış; ünlü kozmetik markaların önüne koyulan Barbie marketleri, giyim markalarının yaptığı Barbie amblemli kıyafetler, çok bilinen yemek firmalarının çıkardığı Barbie oyuncaklı menüler gibi birçok pazarlama yöntemi öne çıkmıştır. Hatta çılgınlık büyük bir boyut atlamış ve pembe mezarlar bile tasarlanmıştır. Filmde pembe rengin bu kadar ön planda olmasının sebebi ise feminizm ile bağlantısı, samimiyet, şefkat, denge, kendine ve başkasına olan sevginin evrensel dilini temsil etmesinden kaynaklıdır.
Patriyarkal sistem, genel tanımı ile erkek otoritesine dayanan bir tür toplumsal örgütlenme düzenidir. Bu düzenin temelinde erkeğin üstünlüğü vardır, feminizmin tersidir. Barbie filmi ile ataerkil düzene bir başkaldırı gerçekleşmiştir. Yaşadığı “ütopik” dünyadan gerçek dünyaya ışınlanan Barbie; ayaklarının gerçek anlamda yere basması ile sürekli ataerkil düzene karşı çıkmaya çalışmış ve feminizm doğrultusunda hareket etmiştir.
Barbie’nin gerçek hayata uygulandığı bu filmde olay ; Barbie’nin kendi ütopik dünyasında topuklarının yere değmemesi gerekirken yere değmesi ile başlamıştır. Artık mükemmel olmayan Barbie, ütopik Barbie dünyasından kovulmuş ve gerçek dünyaya gitmiştir. Ken ise onu yalnız bırakmamış ve onun peşinden gitmiştir. Gerçek dünyada Barbie ve Ken birçok macera yaşayarak kendi benliklerini keşfetmeye çalışmışlardır.
Filmin yönetmeni Greta Gerwing ve film ekibi; Barbie filmini çekmek için yaklaşık 145 milyon dolar harcarken, filmin reklamı ve pazarlaması için yaklaşık 145 milyon dolar harcanmıştır. Başlangıçta büyük bir risk olarak görülse de film dünya genelinde 1 milyar dolarlık hasılat ile “1 Milyar Dolarlık Filmler” listesine girmiştir.
Özetlemek gerekirse; Barbie filmi, kapitalizmin ve kalıplaşmış olguların bir arada bulunduğu, ataerkil düzene başkaldıran sentez bir filmdir. Etkili reklam stratejileri, işbirlikleri ve pazarlama yöntemleri ile en çok izlenen filmler arasında yerini almıştır. Filme giden izleyiciler arasında filmi beğenen kitle olduğu gibi beklentinin birçok strateji ile çok yüksek tutulması yüzünden beklentiyi karşılamadığını düşünen kitle de mevcuttur.