Marka Sadakati İçin Sosyal Sorumluluk Projeleri
Sosyal sorumluluk kavramına baktığımızda insanlık tarihinin ahlaki ve etik davranışlarına dayanır. Bunu markalar bazında değerlendirdiğimizde ise hangi sektörde faaliyet gösterirseniz gösterin toplum markaların sadece kendi çıkarlarını değil, toplumun çıkarlarını da göz ardı etmemesini bekler. Bu sadece tek taraflı bir katkı sunmaz aynı zamanda şirkete karşı uzun vadeli bir güven oluşturur.
Sosyal sorumluluk projeleri oluştururken markalar sadece belli bir alana fayda sağlamak olarak bu faaliyetleri değerlendirmemeli. Yapılan birçok akademik araştırmalar da gösteriyor ki bir sosyal sorumluluk projesi oluştururken çevrenin, toplumun, çalışanların ve müşterilerin çıkarlarını gözetmek gerekir. Caroll oluşturduğu sosyal sorumluluk piramidinde ekonomik sorumluluk, yasal sorumluluk, etik sorumluluk, hayırseverlik sorumlulukları olarak dört ana temel unsur olarak bu kavramları belirlemiştir. Bu piramidi temel alırsak, bu yaklaşım, şirketlerin paydaşlarına güvenilir görünmesini, çalışanlar tarafından daha değerli bulunmasını ve
sürdürülebilirliğini artırmasını sağlar.
Bir sosyal sorumluluk projesi, markanın topluma karşı duyarlılığını sergilerken, müşteriler nezdinde ‘Bu marka benimle aynı değeri taşıyor’ algısını oluşturur. Bu da marka sadakatini artıran önemli bir etkendir. Yani bir nevi kazan kazan durumu hâkim olur. Bu sebeple markalar toplantılarında nasıl kar oranımızı arttırırız’ı konuştukları gibi bu konuya da gereken önemi verip, toplantı notları arasına almaları gerekir.
Neyse sözü çok uzatmadan yazımı Jack Welch’ten alıntı ile bitirmek istiyorum. “Sosyal sorumluluğun güçlü ve rekabetçi bir şirketle başladığına inanıyorum. Yalnızca sağlıklı bir işletme, insanların ve topluluklarının yaşamlarını iyileştirebilir ve zenginleştirebilir.”