Halkla İlişkiler ve Etik
Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de halkla ilişkilerin etik boyutu sıkça tartışılmaktadır. Çünkü etkinliği gittikçe artan ve Amerika’ dan başlayarak tüm dünyada hızla yaygınlaşan bu disiplin; fabrikalara, makinelere, üretim bantlarına değil insan davranışlarına dayanır. Mesleğe ve dolayısıyla mesleki atmosferin hâkim olduğu sektörde bireylerin karakterlerinde süreç içerisinde gerçekleşen değişimin halkla ilişkiler mesleğinin etik anlayışı üzerinde meydana getirdiği etki sonuç olarak karşılıklı etkileşimin doğal sonucudur diyebiliriz.
Halkla ilişkiler uygulamacıları yürüttükleri faaliyetlere göre etik değerlerine dayalı karar vermek konusunda kamu çıkarları ve medya baskısı altında oldukça zorlanmaktadır. Buna uygun etik ölçüler içinde davranması çabası göstermelidirler.
Halkla ilişkilerin öncülerinden Edward Bernays’ın meslek ilkeleri ve uygulamalar hakkında etik kurallarını özetleyecek olursak;
- Önceden yazılı izin alınmadan hiç kimsenin yazı ve sözleri kullanılamaz.
- İyi niyet asla kendi başına bir amaç olarak düşünülemez.
- Halkı anlamak için kişisel ilişki ön koşuldur. Masa başında oturmakla hedef kitleler anlaşılamaz.
- Sözcüklerin arkasındaki anlamlar dikkate alınarak düşünülmesi gerekir.
- Halkla ilişkiler çabası dolaysız olarak harekete geçirilmeden meydana gelmeli ve yaratılan etkiye göre değerlendirilmelidir.
Sonuç olarak etik kaygısıyla gerçekleştirilecek çalışmalar daima başarılı sonuçlar doğuracak, bu sayede de halkla ilişkiler meslek olarak hak ettiği toplumsal saygınlığa ulaşacaktır.