MEDYA İLİŞKİLERİNİN ARKA YÜZÜ
Medya; kitlenin haberdar olması gereken olay ve olguları duyurmakla görevli birer köprü işlevi gören en güçlü kitle iletişim aracıdır diyebiliriz. TV, haber, reklam, sosyal medya gibi birçok alt kola ayrılmış bağları içinde bulundurur. Medya bilgiyi alır, olması gerektiği gibi kitleye ulaştırır. Ancak tarafsız medya görmek her zaman için zor olmuştur ve bu güçlük devam etmektedir. Medya yönetici gücü elinde bulunduran, kurum, kuruluş, örgüt gibi karakterlerin şekillendirdiği ve yönlendirdiği bir araç halindedir. Peki ya medya halka hizmet için mi, yönetici unsurlara hizmet için mi var? Tartışılır. Çok kullanışlıdır medya. Bir gün propaganda olarak kullanılır, bir gün yeni bir gelişme beliriverir karşında tüm düşüncelerini değiştirir.
Medyada izleyici kitlesine baktığımızda duygusal yoğunluğu içinde çokça barındıran, üzüntü ve kederden başı göğe ermeyen karakter ve yaşantılarının kölesi haline gelen insanı görmekteyiz. Türk izleyici kitlesinin en belirgin özelliğinden biri de evet bu. Nerede en hüzünlü, en çaresizlik içeren duygulara sahip senaryo var insan orada. Hele ki dizinin başında “ Gerçek hayat hikayesinden uyarlanmıştır “ yazmasın mı? İzleyiciyi çıkaramazsın kolay kolay inançlarından. Demem o ki bu kitle yaşam dramını görmeyi kendine neden amaç edindiğini bilemeden ve öğrenemeden izlemeye devam etmektedir.
Medya ilişkileri metalaştırıldığından beri çeşitli stratejiler kullanılarak hakikat ya saklanılıyor ya da başka şekillerde gösteriliyor. Mantık çağından çok geride ve doğruluğu anlaşılması güç haber ve medya çıkıyor tüm bunların sonucunda.
Geriye medya ve halkla ilişkiler ile editör, yönetici ve muhabirler arasında ortak bir çıkara dayanan ilişki sürecini izliyoruz. Bu sürecin temeli doğruluk ve dürüstlükten yoksun, hapsedilmiş çıkar ilişkisinden başka bir şey değildir. Kuralları belirlenen bir oyun varsa, oyuncu satın alınan medyadır.