Basın Kanunu Kitleler Açısından Neden Önemlidir?

20.08.2023
Okuma Süresi: 8 dakika
A+
A-
Merhaba, ben İrem Kayaş. 21 yaşındayım. Edirne’nin Keşan ilçesinde doğdum ve büyüdüm. İlkokul, ortaokul ve lise öğrenimimi Keşan’da tamamladım. (Kurtuluş İlköğretim Okulu, Yekta Baydar Ortaokulu, Keşan Anadolu Lisesi) Daha sonra üniversite sınavına hazırlandım. Yaptığım tercihler sonucunda Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Halkla İlişkiler ve Reklamcılık Bölümünü kazandım. Şu an bu bölümde öğrenimimi 2. sınıf öğrencisi olarak devam ettirmekteyim. İlkokuldan bu yana düzenli olarak kitap okuma alışkanlığına sahibim. İlk başlarda New York Times ve Bestseller eserlerini daha çok okuyordum. Sonradan her türden kitabı okumaya başladım. Felsefe ve psikoloji kategorilerine olan ilgim daha fazla oldu. Kitap okumanın yanı sıra karakalem çizimler yapıyorum. Son zamanlarda tuval çalışmaları yapmaya da başladım. Lisede öğrenimimi devam ettirirken 2 yıl boyunca basketbol eğitimi aldım. Üniversitenin ilk yılı fitness ile ilgilendim. Seyahat etmeyi ve fotoğraf çekmeyi çok seviyorum. Seyahat ederken çektiğim fotoğrafları yüklediğim bir fotoğraf hesabım da var. Zamanımı yazı yazarak, bölümümle ilgili çalışmalara göz atarak geçirmeye çalışıyorum. Yüz yüze eğitim aldığım süreçte gönüllü olarak sunum çalışmalarına katıldım. Diksiyonumu, jest ve mimiklerimi iyi kullandığımı düşünüyorum. Gelecekte hayata geçirmek istediğim projeler hakkında çalışmalar da yapıyorum. Özellikle online süreci bilinçli olarak geçirmemin daha doğru olacağını düşünüyorum. Bu yüzden bölümümle alakalı görünür olabileceğim ve ileride referansıma ekleyeceğim çalışmalar yapmak istiyorum. Bu tarz arayışlar içindeyken hikayenizde paylaşmış olduğunuz iletiyi gördüm ve gönüllü köşe yazarlığı için sizinle iletişime geçmek istedim. Yapmış olduğunuz çalışmada yazarak öğreneceğim çok şey olduğunu biliyorum. Okuduğunuz için teşekkür ederim.

Basın Kanunu Kitleler Açısından Neden Önemlidir?

Basın; belirli zamanlarda basılıp, her çeşit haber ve fikirleri topluma ulaştıran tüm yayın ürünleridir. Dar anlamıyla gazeteleri ve dergileri kapsamaktadır. Günlük basın ürünleri gazete, haftalık-15 günlük-aylık basın ürünleri de dergilerdir. Değişen ve gelişen dünya ile birlikte basın-yayın organları da değişime gitmiştir. Eskiden gazete ve dergiler aracılığıyla iletişim ve haberleşme sağlanırken değişimden sonra bu organlara televizyonlar ve radyolar da dahil olmuştur. Kitle iletişimi, elektronik ortamda da sağlanabilir olmuştur. Basın-yayın organları ‘Kitle İletişim Organları’ olarak da adlandırılır. Neden kitle diye adlandırılır? Çünkü basın-yayın, kitlelere haber ulaştırmaktan ve kitleleri bilgilendirmekten sorumludur. Kitle iletişim organları teknolojinin gelişmesiyle televizyondan ve radyodan çok üst kademeye ulaşarak bilgisayarlar üzerinden kontrole ve internet ile haberleşmeye geçilmiştir. Böylece basın-yayın hem geleneksel medya ile hem de dijital medya ile haberleşme sağlamaktadır. Geleneksel medya tek yönlü olup kitlelere hitap ederken dijital medya ile beraber kitleler artık medyada aktif olabilir hale gelmişlerdir. Günümüzde kitle iletişim araçları demokratik sistemin işletilmesine katkıda bulunan etkin ve vazgeçilmez ögelerdir. Tahmin edildiği üzere kitlelere ulaştırılan haberler ve bilgilendirmeler kanun kapsamındadır. 

Ülkemizde 2004 yılında kabul edilmiş olan 5187 kanun numaralı ‘Basın Kanunu’ mevcuttur. Basın Kanunu’nun amacı; basın özgürlüğü ve bu özgürlüğün kullanımı ile ilgili esas ve usulleri belirlemektir. Basılmış eserlerin basımı ve yayımı ile internet haber sitelerini kapsamaktadır. Kanun; yayın türleri, eser sahipleri, yayımcı, basımcı, internet haber sitesi, tüzel kişi temsilcisi, İletişim Başkanlığı, Basın Kartı Komisyonu, medya mensubu, enformasyon görevlisi dahil olmak üzere uygulanmaktadır. Kanuna göre ‘Basın özgürdür.’ ve bu özgürlük bazı hakları içerir. Bu haklar: bilgi edinme, yayma, eleştirme, yorumlama ve eser yaratma haklarıdır. Kişiler bu hakları belirli sınırlara dikkat ederek uygulamak zorundadır. Örneğin; bir basın mensubu toprak bütünlüğünü bozacak, kamu güvenliğini tehdit edecek bir haber yapamaz. Basın mensubu ya da basın-yayın organlarını kullanan kişiler toplum sağlığını-ahlakını ve milli güvenliğini dikkate alarak haber yapmalıdır veya bilgilendirmelidir. Halka doğru ve güvenilir haber verilmelidir. Ancak böyle olursa kitle iletişim araçları saygınlık kazanır ve demokrasiyi sağlıklı bir şekilde işletebilirler. Çünkü basın özgürlüğü demokrasi için son derece değerlidir. Bazen basın-yayın araçları tarafından aktarılan bilgiler yanlış olabilir. Kitleler enformasyona ulaşmak isterlerken dezenformasyona(kasıtlı olarak yayılan yanlış bilgi), mezenformasyona(kasıtlı olmadan yayılan yanlış bilgi) hatta malenformasyona(zarar vermek amacıyla yayılan doğru bilgi) maruz kalabilirler. Böyle bir hususta kitle iletişim araçları tarafından aktarılan dezenformasyon akışı,  gerekli müdahaleler yapılmadığında topluma ciddi şekilde zarar verebilir ve kanunen cezaya tabii olabilir. Enformasyonu, verenle alan arasında karşılıklı akış fırsatı yaratılmalıdır. Toplumun haber ve ifade özgürlüğüne ihtiyacı vardır. Çünkü bilgi ve haber çağdaş toplumun gıdasıdır. Haber sadece olaylara dayanmaz. Düşünce, yorum, eleştiri, tartışma ve görüşmeler anlamında geniş olarak anlaşılmalıdır. Ancak bu şekilde olursa basın özgürlüğü gerçekleştirilmiş olur. Basın özgürlüğünün temel amacı toplumsal olaylarda karar verecek olan kültürlü ve bilgili kitleyi güçlendirmektir. Ayrıca basın özgürlüğü diğer hakların da destekleyicisidir. Örneğin; hakkınızda bir haber yayınlandı. Fakat siz göremeden ya da ulaşamadan silindi. Kanun bu durumda sizi koruma altına alır. Çünkü suç yayım anında oluşur. İşlenen suçtan yayan kişi sorumludur. İşte bu olaydan da anlaşıldığı gibi toplumun dikkat etmesi gereken nokta basın ahlakıdır. Paylaşılan haber veya bilgi, kişilere ve kitlelere gereken önem verilerek medyaya sunulmalıdır. Özgür basın, kişilerin hakları çerçevesi içerisinde özgürdür. Kitle iletişim hukuku da kişinin özel haklarıyla sınırlıdır.

Basın düşüncelerini özgürce kitlelere aktarmalıdır. Çünkü basın özgürlüğü temeli, ifade özgürlüğünün bir uzantısıdır. Düşünce kişiye aittir. Kişiler düşüncelerini sözlü ya da yazılı olarak ifade ederler. Ve bunun serbest olması gerekir. Düşünceyi açıklamanın önünde engelleyici tedbirler olmamalıdır. Ancak basın yolu ile işlenen suçların cezalandırılması zorunludur. Basın Kanunu tam olarak bu yüzden vardır. Cezalar, özgürlükler için zararlı değildir. Tam tersi cezalar; özgürlüklerin, kişi haklarının, kitle iletişim hukukunun korunması için şarttır. Bu kanunla beraber yazarlar, yazılarının sorumluluğunu alırlar. Tıpkı günlük hayatta ağzımızdan çıkan cümlelerin sorumluluğunu aldığımız gibi. Hepimiz haber alma özgürlüğüne sahibiz. Ancak buna sahip olmasaydık ne olurdu? Hiç bu soruyu aklınıza getirdiniz mi? Cevap çok basit. Özgür biçimde düşünemezdik. Çünkü düşünme özgürlüğü, yönetenlerden farklı düşünebilme özgürlüğüdür. Bu nedenle yanlı bir bilgilendirme basının hürlüğünü elinden alır. Kitleleri yanlış yönlendirir. Özgürlüğün toplumsal işlevi yok olur. Eğer basın özgür olmazsa basın ahlakından söz edilemez. Kişilerin doğru haber alması engellenir. Kısacası Basın Kanunu, basın özgürlüğü sadece gazetecileri ya da basın mensuplarını ilgilendiren bir durum ya da kanun değildir. Doğru haber alma hakkına sahip her kişiyi ilgilendirir. Yani kitleleri ilgilendirir. Değerlendirmemi şu benzetme ile sonlandırmak isterim.  Basın özgürlüğü herkesin kolunda bulundurduğu altın bir bilezik gibidir. Herkese bu hak tanınmıştır. Ancak ona sahip çıkanlar, değerinin farkında olanlar taşımaya devam ederler.

 

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.